Crowdfunding ile gazetecilikte sanal imece dönemi

Ünlü Rus sinema eleştirmeni Sergey Kudryavtsev, “3500” adını verdiği kitabını bastırmak için internetteki takipçilerinden bağış istediğinde ilk başta sadece 40 dolar toplayabildi. Üstelik meslektaşlarından gelen sert eleştiriler de cabasıydı. Ancak Kudryavtsev’e bir yatırımcı 8000 dolar bağışta bulununca hem kitap yayımlandı hem de tirajının üçte ikisi satılmış oldu.

Kudryavtsev, takipçilerinden topladığı bağışlarla projesini hayata geçiren tek örnek değil. Son dönemde onun gibi pek çok kişi bu yöntemi uygulayarak yeni bir trendin öncülüğünü yapıyor. İnternetin sunduğu olanaklarla hayata geçen bu yeni finansman biçimine “katılımcı finansmanı” ya da “kitle fonlaması” deniyor. Orijinal adıyla “Crowdfunding”… Kültür sanat projeleri yanında yöntemin en yaygın kullanıldığı alanlardan biri de medya. Facebook, Twitter ve blog siteleri gibi sanal platformların etkisiyle gazetecilik geniş kitlelerce yapılabilir hale gelince model, her geçen gün artan sayıda serbest gazetecinin kullandığı bir yöntem halini aldı. Dünya medyası bugünlerde gazeteciliğin yeni finansman modelinin medyanın geleceğini nasıl etkileyeceğini tartışıyor. Yöntemin etkin biçimde uygulandığı ülkelerden biri Fransa. Örneğin, kitle finansmanına dayanan Voltairenet.org’un aylık 1 milyon 200 bin ziyaretçisi var. Uluslararası konularda analizler yayımlayan sitenin kurucusu Thierry Meyssan. Site Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce, Arapça, Rusça ve Almanca olmak üzere toplam 8 dilde yayın yapıyor. Çoğu Libération’dan ayrılan bir grup profesyonel gazeteci tarafından kurulan rue89.com adlı site ise 2007’den beri yayında. Fransa’nın etkili gazetelerinden Atlantico yeni modelin önemini şöyle vurguluyordu: “Kapitalizm ve piyasanın işleyişini değiştirmeye yönelik genel bir istek söz konusu. Katılımcı finansmanı yöntemiyle halk bizzat kendi parasıyla oy vererek daha demokratik bir sistem yaratıyor. Yine de bu yöntemden her şeyi beklememek gerekiyor. Bu, kültür endüstrisi veya finansmanının yerini alacak bir sistem değil; ona bir ek oluşturuyor.”

İnternet kullanıcılarına gazetecilerin yaptığı röportajları finanse etmeyi öneren Amerikan sitesi emphas.is bir başka örnek. Katılımcı finansmanı modeliyle bağımsız habercilikte yeni bir dönem açan gazetecilere en çok rastlanan ülkelerin başındaysa Almanya geliyor. Editörü olduğu Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinden 2009’da ayrılarak blogunda yaptığı haberlerle bağış geliri elde etmeye başlayan Stefan Niggemeier bunlardan biri. Flattr üzerinden bağış aldığı ve reklam kabul etmediği blogu dışında Niggemeier, bildblog.de adındaki Almanya’nın en büyük bloglarından birinin de kurucusu. Başlarda Bild gazetesini takip sitesi olarak kurulan bu blog zamanla büyüyerek bir medya takip sitesine dönüşmüş durumda. Niggemeier’i konu edinen geniş bir dinleyici kitlesine sahip Deutschlandfunk radyosu aynı zamanda bu tip sitelerdeki haberlerin özelliklerine de ışık tutuyordu: “En çok sevilen ve bağış yapılan haberler genelde kapsamlı araştırmalarla ortaya çıkan uzun metinler değil, daha çarpıcı ve kısa olanlar. Özellikle de okurların düşüncelerini net yansıtabilen haberler revaçta.”

Niggemeier’le birlikte Almanya’da fenomene dönüşen bir başka serbest gazeteci ise Richard Gutjahr. Okurlarından topladığı 4000 euro’yla Kahire’ye giderek Mısır’daki ayaklanmaları gutjahr.biz adlı blogu ve Twitter üzerinden bildiren Gutjahr, yaptığı dikkat çekici haberler sayesinde medya kuruluşları tarafından verilen çeşitli ödüllerin sahibi oldu. Almanya’da serbest gazeteciler yanında çeşitli medya kuruluşları da bu modele ayak uydurmaya başladı. Nisan ayında “Buna değer” adlı bir bağış sistemi başlatan muhalif çizgideki Die Tageszeitung ilk ayında okurlarından 12 bin euro toplamayı başardı. Gazeteye göre bunun anlamı açıktı: “Bu bize okurlarımızın ve takipçilerimizin özgür ve bağımsız gazeteciliği desteklemek için ellerini ceplerine atmaya razı olduklarını dolayısıyla buna verdikleri önemi göstermiş oldu.”

Dünyada 50 milyon blogun düzenli olarak güncellendiğini ve bunlardan en az 10 milyonunun haber dünyasına adandığını belirten friendsofjustice adlı blog gelişmeleri umut verici buluyor. “Medya, tarihin hiçbir döneminde bugün olduğu kadar demokratikleşmemişti. Bugün her dileyen gazetecilik yapabilir. Bugün herkes bizzat halk tarafından yaratılan bu kaynağın veya Wikileaks’in kurucusu Julıan Assange’ın tabiriyle ‘bilimsel gazeteciliğin’ bir parçası olabilir.”

İngiltere’nin saygın ekonomi dergisi The Economist de habercilikteki değişimi faydalı bulanlardandı. Üç yüz yıl önce haberlerin çoğunlukla halkın bir arada bulunduğu kahvehaneler aracılığıyla paylaşıldığını hatırlatan dergiye göre haber endüstrisi yeniden orijinal şekline dönüştü: “İnternetin keşfiyle beraber haber dünyası da daha katılımcı, daha sosyal ve çok daha partizan. Bu gelişmelerin toplum ve siyaset üzerinde derin etkileri olacağından kimsenin kuşkusu olmamalı. Artık haber gündemi devletin ya da birkaç medya baronunun tekelinde olmaktan çıktı. Günümüzde dünyanın dört bir yanındaki otokratik liderlerin korkmasını gerektirecek çok daha fazla neden var.”

Fotoğraf: growdvc.com

Not: TRT Türk’te 17 Eylül 2011′de yayımlanan Dünyadan Haberdar programı için yazılan haberden…

Reklamlar

One thought on “Crowdfunding ile gazetecilikte sanal imece dönemi”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s