Kaddafi’nin sonu

Libya’da Şubat ayında başlayan isyanın sonunda, NATO’nun desteğiyle devrilen Muammer Kaddafi’nin linç edilerek öldürülmesi pek çok tartışmanın fitilini ateşledi. 42 yıl boyunca ülkeyi demir yumrukla yöneten Kaddafi’nin ölümünün ardından Batılı liderler, Libya’da despotluk döneminin bitmesinden duydukları memnuniyeti dile getiriyordu. Oysa Kaddafi, çoğunun eski dostuydu. Avrupa’nın her zaman savunduğu hukuk, uluslararası mahkemeler, savaş suçlularının yargılanması gibi geleneksel değerlerden bahsedense pek yoktu. Dünyanın önde gelen gazetelerinin peşine düştüğü sorulardan biri de işte buydu. Düne kadar Avrupalı liderlerin saraylarda ağırladığı Kaddafi, en azından mahkemeye çıkarılamaz mıydı?

Bu çelişkiye dikkat çekenlerin başında Fransa’nın sol eğilimli gazetesi Libération geliyordu: “Batı, özellikle de Fransa, Kaddafi’nin düşüşünü kutlayabilir. Ancak Elysée’nin karşısında kamp kuran ve sadece dört yıl önce Nicolas Sarkozy tarafından saygın bir devlet adamı olarak görülen de aynı kişiydi.”

Kaddafi’nin bir başka eski dostu da İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’ydi. Ancak İtalya’nın sağ eğilimli Il Giornale gazetesi dostluğun yerini çıkar savaşının aldığını açıkça gösteriyordu: “Bundan sonra uluslararası arenada Libya petrolünü kapma yarışı başlayacak. Bu yarışa biz de dahil olacağız. Çatışma arifesine kadar İtalya, Kaddafi’nin dostuydu, sonra düşmanı oldu. Bu seçim, hükümetin isteğiyle değil, sözde uluslararası birliğin baskısıyla oldu.”

Rusya’nın önde gelen gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets, Ortadoğu uzmanı Gumer Isayev’in görüşlerini manşetine taşımıştı: “NATO’nun amacı en başından beri Kaddafi’yi öldürmekti. Çünkü Kaddafi gibi birisinin uluslararası mahkeme karşısına çıkarak sansasyonlar yaratmasını kimse istemezdi.”

Olası sansasyonlara çok sayıda örnekse İngiltere’nin etkili gazetelerinden Daily Telegraph’tan geliyordu. Gazetenin yazarı James Kirkup, İngiliz üniversiteleri, petrol şirketleri ve eski başbakan Blair ile ilişkileri hakkında Kaddafi’nin ortaya dökeceği birçok sırrın da karanlıkta kaldığını iddia ediyordu: “Blair’ın başbakanlığı bıraktıktan sonra masrafları Kaddafi tarafından ödenen jetlerle Trablus’a giderek Libya lideriyle sık sık bir araya gelmesi, Libya rejimi ile kurduğu iyi ilişkileri paraya çevirdiği dedikodularının artmasına sebep olmuştu.”

Almanya’dan sosyal demokrat eğilimli Frankfurter Rundschau da, Kaddafi uluslararası bir mahkemede yargılanmadığı için, ona yıllarca destek verenlerin de bu davada mahkûm edilemediği yorumunu yapıyordu: “Ancak Kaddafi yandaş ve destekçileri bir tek Libya’da değil, Avrupa ve ABD’de de aranmalı. Şüphesiz böyle bir süreç yaşansaydı Avrupa politikası hakkında bazı ilginç gerçekler de ortaya çıkacaktı.”

Yine Almanya’dan muhafazakâr Die Welt gazetesi, hayatını Batı düşmanlığına adamış Kaddafi’nin ipinin yine Batı tarafından çekilmesini uygun bir son olarak nitelendirse de şunu sormadan edemiyordu: “Batı bu terörist diktatöre eğer daha önce karşı çıksaydı, Libya ve dünya için daha iyi olmaz mıydı?”

Fotoğraf: ravians.com

Not: TRT Türk’te 29 Ekim 2011′de yayımlanan Dünyadan Haberdar programı için yazılan haberden…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s